Yıl 1980
Her gün yaptığı gibi, boş vakitlerini kasabanın kahvehanesinde arkadaşlarıyla sohbet ederek geçirmek isteyen adam, kahvehaneye yaklaştığında bir kalabalık gördü. Merakla yaklaştı ve insanların çember oluşturup, birinin etrafını sardığını gördü.
Ortada duran adamın kıyafetleri çok ilginçti. Durmadan ağlıyordu.

“Neler oluyor burada?”
Gençlerden biri gülerek hemen yanına geldi.
“Abi şu ortadaki adam var ya. Deli! Kafayı üşütmüş! Gelecekten geldiğini söylüyor. Haber verdik, biraz sonra gelip tımarhaneye götürecekler.”
Adamım merakı daha da arttı ve ortada oturan adamın yanına geldi.

“Kardeşim merhaba. Gelecekten geliyormuşsun doğru mu?”
“Doğru. Ama bana inanmazsınız biliyorum.”
“Vay be! Ben bir sürü bilim kurgu kitabı okudum. Çok merak ederim böyle şeyleri. Anlatsana gelecekte nasıl bir dünya var?”
“Teknoloji çok gelişti. Ama mesele bunula kalmadı. Toplum ve algıları da çok değişti.”
“Nasıl yani? Yahu bırak ağlamayı da anlat! Erkek adamsın güçlü ol.”
“Bak mesela gelecekte böyle bir söz edemezsin. Seni dışlarlar.”
“Nasıl yani?”
“Gelecekte erkek-adam gibi kelimeler içeren deyimler kullanmak suç gibi bir şey.”
Adam kahkaha atmaya başladı.
“Sen harbiden kafayı yemişsin!”
“Hayır doğru söylüyorum. Kanunlara göre bile, kadınların beyanı esastır. Erkeklerin sözü ikinci planda kalıyor.”
“O nasıl iş be? Kanun önünde herkes eşit değil mi?”
“Değil. Eşitlik istersen, seni kadın cinayeti yapan kişilerle bir tutarlar.
“Kadın cinayeti ne kardeşim? Cinayet cinayettir.”
“Öyle değil işte. Artık bir cinayet veya şiddet olduğunda, ölenin ve öldürenin, şiddet uygulayan ve şiddete uğrayanın cinsiyetine bakıyorlar. Dinine bakıyorlar. Sosyal durumuna bakıyorlar.”
“Ne saçmalıyorsun?”
“Doğru söylüyorum. Benim geldiğim zamanda mesela Türkiye’de her gün 100 tane cinayet işlenir. Binlerce şiddet olayı olur. Ama kadınlara karşı yapılanlar seçilip, her gün haberlere çıkar. Olayın büyün kan donduran ayrıntıları toplumun gözüne sokulur. Herkes ‘Erkek terörüne’ karşı nefretini belirtmek zorundadır. Her hafta düzenli olarak ‘kadına şiddete hayır’ diye bağırmazsan suçlusun.”

“Neden sadece ‘şiddete hayır’ denmiyor? Şiddet genel olarak kötü değil mi? Kime ve kimden geldiği önemli mi?”
“Önemli tabi. Erkek terörünün önüne böyle geçilecekmiş.”
“Erkek terörü ne demek kardeşim? Üç beş tane psikopat adam suç işledi diye, niye bütün erkekler terörist yerine konuyor? Ben 50 yaşındayım, bir kere bile karıma el kaldırmadım. Aksine, hanımdan çekinirim.”
“Evlisin ne güzel. Beni çağımda senin yaşına kadar evli olmak mucize sayılır. Evlenenlerin çoğu ilk sene boşanıyor zaten.”
“İnsanlar nasıl çocuk büyütüyor peki?”
“Çocuk büyütmüyorlar. Kedi besliyorlar.”
“Ben de besliyorum mahallenin kedilerini.”
“Yok öyle değil, evine alıp, çocuk yerine bakıyorlar. Her ailenin evinde çocuk yok, ama her ailenin evinde en az bir iki tane kedi var.”
“Allah Allah!”
“Öyle deme! Çok fazla dini ibare kullanıyorsun.”
“Ne demek o?”
“Fazla Allah lafı kullanma. Bu İslami terörizm belirtisi sayılır.”
“Sen sahiden delirmişsin!”
“Artık toplumda bir insan Allah lafını kullanmadan önce, terörist olmadığını belirtmek zorunda.”
“İslami terörizm ne demek ulan? Bütün Müslümanlar terörist mi? Birkaç tane manyak psikopat adam teröristlik yaptı diye, bütün Müslümanlara kim terörist diyebilir?”
“Herkes diyor. Çünkü her gün o birkaç manyağın yaptığı şiddet, büyün ayrıntılarıyla, medyada insanların gözüne sokuluyor. Haftada birkaç kere de İslami terörizmi lanetlemek zorundasın.”

O sırada adamın çocuğu geldi. Adam çocuğuna sarılıp öptükten sonra yanına oturdu.

“Bak oğlum, bu abin gelecekten gelmiş.”
“Neden oğlum diyorsun?”
“Çocuğum oğlan çünkü! Erkek! Bu da mı suç?”
“Suç tabi. 18 yaşına gelmeden önce çocuğun cinsiyetini bilemezsin. Belki de eşcinsel olacak? Onu erkek gibi yetiştiremezsin.”
“Ulan o nasıl iş? Erkek işte çocuk!”
“Sen gelecekte böyle dersen, eşcinsellere şiddet uygulayanlarla bir sayılırsın. Homofobik derler sana. Linç edilirsin.”

O sırada ambülans geldi.

“Alın götürün şu adamı. O kadar bilim kurgu okudum, böyle distopya görmedim!”