Bir insan neden intihar eder?

Bu sorunun tek bir cevabı var. Zayıf olduğu için.
Evet, bu dünya hassas kalpler için bir cehennemdir ve size bu dünyayı överek vakit harcamayacağız. Ancak bu cehennemi yaşanabilir kılmak, acıların ve boşluğun üstesinden gelmek, hatta daha da ötesine giderek hayatı bir serüven haline getirmek bizim elimizdedir.

Bazı insanlar klasik hayat algısını yeterli bulur. Okula gider, işe girer, evlenir, çocuk sahibi olur, çocuklarını büyütür, bu arada kendisi de yaşlanır ve ölür. Bu hayatın içinde kendisini memnun edecek küçük zevkler bulur ve bunlara odaklanır. Kimisi iş sonunda eve geldiği zaman eşi ile güzel vakit geçirmeyi sever ve hayatı anlamlı kılan şey budur. Kimisi kendisini ibadete vermiştir ve bu dünyayı ikinci plana koyarak, diğer dünyaya hazırlık yapar ve bundan huşu duyar. Kimisi vakit buldukça gezer, kimisi okur, kimisi eğlenir.

Bazı insanlar ise daha farklı bir hayat tarzı benimser. Büyük ideallere bağlanırlar. Bu idealleri gerçekleştirmek için yaşarlar ve bu süreç içinde çabalamak onları memnun eder.
Velhasıl herkesin küçük veya büyük amaçları, küçük veya büyük zevkleri vardır. Hayat zorluklar getirse de, acılar yaşatsa da, bu küçük mutluluklar ve hevesler bizi hayata bağlar.

Özellikle gençlere sesleniyoruz. Hayat sizin hayatınızdır. Öncelikle hayatınıza başkaları tarafından yön verilmesine sınır çizin. Kendiniz olun. Dürüst olun. Siz çevrenize karşı dürüst olur ve kendinizi yeterince tanıyıp hangi yolda yürümek istediğinize karar verirseniz, hayat yaşanabilir bir hal alacaktır. Hayatınızı rol yaparak geçirmeye çalışmak sizi yorar.

Elbette bu konuda bahaneleriniz olabilir. Maddi durum yetersizliği, imkan yetersizliği, vakit yetersizliği ve çeşitli acılar… Başkalarının hayatına bakarak kendi hayatınızı kıyaslarsınız ve daha iyi konumda olanların hayatını görmek sizi kötü etkiler. Ancak bu yapılabilecek en büyük hatadır.
Asla ama asla başkalarının hayatı ile kendi hayatınızı kıyaslamayın. Çünkü hiç kimse sizin gibi düşünemez. Hiç kimse sizin gibi hissedemez. “Bende olsa neler yapardım” diyeceğiniz şeylerin başkalarının elinde olmasını önemsemeyin. Kendi yolunuzu çizin ve kendiniz için çabalayın.
Asla başkalarının size değer vermesini beklemeyin. Size değer verecek olan sizsiniz. Eğer siz kendinize saygı duyarsanız, başkaları da duyar. Siz kendinizi severseniz, başkaları da sever. Ancak siz zayıf, zavallı, acınası tavırlar içine girip kendinize bu gözle bakarsanız, başkaları da size öyle bakacaktır.
Ve her şeyin algıdan ibaret olduğunu unutmayın. Başka bir görüntüye veya başka bir konuma sahip olsaydınız, insanlar size daha farklı davranırdı. Bunu bilmek acıtıyor mu? Kusura bakmayın! Hayat tamamen bunun üzerine kuruludur. Bunun sahteliği üzerine düşünmek ve acı çekmek gibi bir zayıflığa kapılmayın. Bunu kabullenin.

Einstein 1904 yılında hiç kimsenin yüzüne bile bakmadığı sıradan bir adamdı. Ancak bir kaç sene sonra, kendi değerini fark edip, kendisini ispatladığı zaman, bütün dünyanın gözdesi oldu.
Timur gençliğinde geçinemediği için koyun çalan bir hırsız, Cengiz Han çocukluğunda ölmemek için yaban otları yiyen bir hiçti. Herkes de onlara o gözle bakıyordu. Ancak onlar kendilerini ispatladılar. Siz de ispatlayın!

Duygusallığı bırakıp gerçekleri kabullenin. Zayıflığı bırakıp güçlenin.

Saygı ve sevgi istiyorsanız, önce bunu hak edin. Kendinizi mutlaka ispatlayın ve özünüzde ne olduğunuzu insanlara gösterin.
İlla ölmek mi istiyorsunuz? Hayatınıza son vermek mi istiyorsunuz?
Kolayı var; yapmanız gereken şey, yaşadığınız hayatı değiştirmektir. En son çare olarak çevrenizi değiştirin, yaşadığınız ortamı değiştirin. Başka bir şehre gidin mesela. Yeni bir hayata başlayın. Radikal kararlar alıp, bambaşka biri olun. Böylece eski hayatınız bitmiş olur ve yeniden doğarsınız.
Şunu da asla ama asla unutmayın; ne kadar büyük acılar yaşarsanız yaşayın, insan zamanla hepsine alışır ve unutur. Acıların en büyüğü, bir yakınınızı kaybetmektir. İnsan buna bile bir süre sonra alışır. Hatta öyle bir alışır ki, insan kendisi bile bu duruma şaşırır.

Her ne pahasına olursa olsun hayata devam edin. İnadına devam edin. Kaybettikleriniz için, kazanabilecekleriniz için devam edin.
Ölmek için neden acele ediyorsunuz ki? O size elbet bir gün gelecek. Ayrıca ölümün bile şereflisi vardır.
Ölecekseniz vatan için savaşarak ölün. Ülkenizde yardıma muhtaç binlerce insan var. Hayatınızı bu yolda heba edin. İlla kendinizden geçecekseniz, bari bir anlamı olsun. Ülkenize zarar verenlere karşı mücadele edin. Can yakanların canını yakın. Bu yolda ölün.
Boşu boşuna yaşamak kötüdür ama bundan daha da kötü bir şey varsa, o da boşu boşuna ölmektir!