1953 senesinde DNA yapısının çözülmesinden sonra yaşanan moleküler genetikteki hızlı gelişim, tıpta dönüm noktası olarak kabul edilebilecek “insan genom projesi” nin gerçekleşmesini sağladı. 2003’de tamamlanan proje sonunda herkes kişisel gen haritasını bir CD-ROM içinde taşıma şansına erişti. Kuantum teorisi ve Moore yasası sayesinde karmaşık ve pahalı bir süreç olan gen sekansı robotlar tarafından yapılır hale geldi. Bir kaç sene içinde ortalama bir insanın kendi gen haritasına sahip olabileceği maliyetlere inecek.

Gelecekte, doktor hastalığı iyileştiremediğinde, iyileşmeyen organı hastanın kendi hücrelerinden üretilmiş yeni bir organla değiştirecek. Tıp biliminin en sıcak konularından biri olan “doku mühendisliği” sayesinde bilim adamları laboratuvar ortamında bugüne kadar; deri, kan, damar, kalp kapakcığı, kartilaj, kemik, burun ve kulak ürettiler. 2030 senesine kadar vücuttaki her organın hastanın kendi hücrelerinden üretilebileceği bilim dünyasında konuşuluyor. Önümüzdeki 5 sene içinde üretilecek karaciğerler sayesinde alkolizm nedeni ile oluşan sirozlara çare bulunabileceği konuşuluyor. Diğer yandan organ üretiminin (nasıl olsa eskisinin yerine yenisini değiştiririm düşüncesiyle) bağımlılıkları tetikleyebileceği de bir gerçek.

Doku mühendisliğinin bir adım sonrasını “kök hücre” teknolojisi oluşturuyor. Kök hücre; tüm hücrelerin “anası” olarak anılıyor ve vücudun her hangi bir hücresine dönüşebilme özelliği taşıyor. Hücreler, geliştikçe sadece özelleşmiş genetik kodlarını korurken, embryonik kök hücreler dönüşebilme özelliklerini yitirmiyor. Bu nedenle; diabet, kalp hastalığı, Alzheimer, Parkinson ve bazı kanser türlerini iyileştirme potansiyeline sahipler. Gelecekte kök hücrelerin tüm hastalıklar üzerinde etkin katkısı olacağını düşünmek hayalcilik olmayacaktır. Özellikle günümüzde tedavisi imkansız olan omurilik harabiyetleri, kök hücre teknolojisinin gelişmesi ile birlikte tedavi edilebilir bir hale gelecektir.

Organ geliştirme konusunda diğer bir çalışma da; rejenerasyon kabiliyeti olan ve kopan bir ekstremitesinin yerine yenisi çıkan semender (bir kertenkele türü) ler üzerine yürütülmektedir. Bilimsel çalışmalarda bu yöntemle kopan bir parmak ucu, yeniden yaratıldı.

Şayet vücudun bir organını yeniden oluşturabiliyorsak, komple bir insanı yeniden oluşturabilir, başka bir deyişle tam bir genetik kopyasını yaratabilirmiyiz? Cevap: Evet! Prensip olarak günümüzde “Klonlama” mümkün… Aksine birçok rapor ve demeç olmasına rağmen henüz tam olarak gerçekleştirilmese de…

Hayvanlar üzerinde 3. nesil klonlama gerçekleştirilmişken insan klonlamasıyla ilgili iddialar spekülasyondan öteye geçememektedir. İnsan klonlaması bir gün mümkün olsa bile birçok sosyal ve yasal engel ile karşılaşacaktır. Bu nedenle bilim dünyası klonlamanın yaygın ve rutin bir uygulama olmayacağını düşüncesindedir.

https://www.facebook.com/insanustuturk

https://www.instagram.com/insanustuturk/

https://www.youtube.com/insanustuturk