Gelecek bizim elimizde!

İnsan bedeninin zayıflığı ve kolayca ölebilir olması, eski çağlardan beri insanlığın farklında olduğu bir sorundu. Yıllarınızı geçirdiğiniz ve canınızdan çok sevdiğiniz bir insan, parmak kadar sivri bir taş kafasına serçe çarptığında ya da boğazını kestiğinde kolayca ölebiliyordu. Yıldızların yörüngelerini hesaplayabilecek, matematiğin ya da sanatın en derin yerlerinde zihnini gezdirebilecek kudretteki insan, parmak ucu kadar akrep iğnesi yüzünden acılar içinde hayatını kaybedebiliyordu.

Bu zayıflığın çaresine bakmak için tarihin çeşitli zamanlarında çeşitli yöntemler düşünüldü. Kimisi etrafı çitlerle çevrili korunaklı binalar inşa etti, kimisi üzerindeki kıyafeti kalınlaştırıp daha zor delinebilir bir hale getirdi. Bu açıdan bakarsak, ilk insanların evlerinin yanına çektikleri çitleri, hatta daha da eski zamanlarda insanların sığındığı mağara duvarlarını bile, koruma amacıyla kullanılan zırhlar olarak düşünebilirsiniz.

Duvarlar veya kalın kıyafetler, eskiye nazaran ölümleri azaltmıştı ancak yeterli değildi. İnsanlar sadece doğa ile değil, birbirleri ile de savaşıyorlardı. Bu süreç içinde insanların farkında oldukları veya olmadıkları bir yarış başladı. Bu yarışa göre, kim…

View original post 569 kelime daha