Herhangi bir milletvekilinin veya siyasetçinin yanına gidin, ona sorun:

Her yıl trafik kazalarından yüz binlerce insan ölüyor. Bunu kesin olarak sıfıra indirmenin yolu nedir? “Bilmiyorum” diyecekler.

Küresel ısınmayı durdurmanın ve geri çevirmenin yolu nedir? “Bilmiyorum” diyecekler.

İnsanlığın başında süpervolkanlar gibi dev tehlikeler var. Bunlardan nasıl kurtuluruz? “Bilmiyorum” diyecekler.

Her yıl binlerce farklı hastalıktan, yüz binlerce insan ölüyor. Hastalıkları nasıl bitiririz? “Bilmiyorum” diyecekler.

Her yıl, ekilebilir araziler giderek azalıyor ve toprağın verimi de düşüyor. Toprağı mahvetmeden, yüzlerce yıl boyunca katlanarak artacak kaliteli ürünü nasıl üretiriz? “Bilmiyorum” diyecekler.

Ne haltı bilirler peki?

Sadece laf dalaştırmayı bilirler. Hiçbirinin doğru düzgün uzmanlık alanı yoktur. Çünkü buna gerek yoktur. Demokrasi denilen rejimde, sadece halk pohpohlanır. Çözüm kimsenin umurunda değildir. Hatta halk istemezse, ilgilenmezse, çözümden kimse bahsetmez. 2 bin yıl önce icat edilmiş bu köhne düzen, artık tarihe karışmalıdır.

Her bir konuda, o konunun en yetkin teknik uzmanların ve bilim adamlarının bulunduğu bir konsey tarafından karar alınmalıdır. Bilimin hükümranlığı, teknokrasi kurulmalıdır. Geleceğin yüksek Türk uygarlığı, Teknokratik rejim ile idare edilecektir.