Önümüzdeki yüzyılda değişen pek çok şey arasında beslenme alışkanlıklarımız da yer alacak.

Sağlıklı yaşamayı sağlayan, hastalıkları tedavi eden fonksiyonel besinlere ilgi gittikçe artıyor. Son yıllarda hormonlu sebze ve meyveler, tatsız tutsuz etler, yaşamımızın ayrılmaz bir parçası oldu. Bu yüzden bilimadamları, gıdaların besin değerini artırmak için besinlere farklı özellikler katmaya uğraşıyorlar. Özellikle “fonksiyonel” besinler bunlar arasında çok önemlidir.

Teknoloji değişip gelişmeye devam ettikçe, farklı alanlarda hizmet verme eğilimini sürdürüyor. Gelecekte insanlığın beslenme tarzını etkileyecek, gıda teknolojilerini bugüne göre oldukça değişecektir.

Gıda üretimindeki aksaklıklar, işlenmiş gıdaların yapım aşaması, sera gazı emisyonlarının etkisi dünya genelinde yüksek miktarda gıda israfına neden olur.

Değişen, gelişen teknoloji ise, 5 temel ihtiyaçtan biri olarak betimlenen beslenme konusuna yönelerek, hem gıda israfını önlemeye, hem de geleceğin beslenme alışkanlıklarını oluşturmaya odaklanıyor.

Genetiği değiştirilmiş ürünlerle ilk kez karşımıza çıkan, gelecek beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler, yeni teknolojik araştırmalar beraberinde çeşitlilik kazanmaya devam edecek gibi gözüküyor. Ziraat mühendisleri, gıda mühendisleri ve gastronomi uzmanlarının yoğunlaştığı söz konusu araştırmalar, besinlerin değerlerinin korunmasına ilave olarak, çevreci doğal ürünleri insanlığa sunma hedefinde olacak. Besinlerin içeriğindeki protein, karbonhidrat, yağ, vitamin, mineral oranları değişikliğe uğratılmadan insanlığa sunulmaya çalışılacak. Bilim insanları ise yıllardır, “geleceğin besinleri hap yoluyla insanlığa sunulacak” metasının ilk aşamada gerçekleşmesinin zor olduğunu söylüyorlar.

Nitekim günümüzde whey proteini, proteinlerin yapı taşı olan aminoasitler, testosteron, östrojen gibi hormonların laboratuvar ortamında üretilmesine insanların sıcak bakmadığı düşünülürse, “hap besinlere” ilişkin algının insanlar gözünde değiştirilmesi gerekecek. Sağlıklı beslenme yönelimleri, yazılı-görsel medya aracılığıyla addedilmeye çalışan “ideal fizik” kavramı vb. altyapı çalışmaları sonuç veriyor gibi gözükse de, insanlar hala hap besin teknolojisine karşı endişeler besliyorlar. Sonuç olarak henüz kat edilmesi gereken çok yol olsa dahi, halihazırda var olan alt yapı çalışmalarının, gelecek süreçteki üst yapıya zemin hazırladığını söyleyebiliriz.

Pamuk geleceğin besin maddesi olabilir:

Amerikalı bilim adamlarının, yüksek miktarda protein ihtiva eden pamuğu besin maddesine dönüştürmeyi başardığı bildirildi. Pamuktan gelecek 10 yıl içinde proteinli çikolata, ekmek, kek ve diğer bazı besin maddelerinin üretilebileceği kaydedilen haberde, Rathore’nin yeni buluşunun Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) standartlarına uygun olduğu, ancak bunun ticari kullanımından önce çok sayıda resmi onayın alınması gerektiği bildirildi.

GELECEĞİN YİYECEKLERİNİ ‘BESİN BİLGİSAYARLARI’ ÜRETECEK

Lezzetli ve besin yönünden zengin yiyecekleri, ikliminden bağımsız olarak dünyanın herhangi bir yerinde büyütebilmek mümkün olacaktır. MIT Media Lab CitiFARM direktörü Caleb Harper, çiftçiler ile teknoloji arasındaki bağı hiç olmadığı kadar geliştirerek insanın besin sistemini kökünden değiştirmek istiyor. Harper’ın ‘besin bilgisayarları’ adını verdiği sistemleri, bugünden çok farklı çiftlikler ve besin üretim tekniklerini müjdeliyor.

Tüm hastalıklara iyi gelen sentetik besinler olacaktır.

Uluslararası Tarımsal Araştırma İçin Danışma Grubu (CGIAR) araştırmacıları, gelişmekte olan bazı ülkelerde patatesin yerini muzun alabileceğini söylüyor.

Bilimciler Sahra Çölü’nün güneyinde kalan Afrika ülkelerinde “fakirin eti” olarak bilinen börülcenin, muz ve pamuğun gelecekte bu 3D yemek yazıcıların ana hammaddesi olacağı tahmin ediliyor. Anca bu hammaddeler gelişmiş makineler tarafından işlem göreceği için kusursuz bir enerji kaynağı olacaktır. Ayrıca bu kusursuz işlem gören yiyeceklerin tadı çok güzel, dişleri çürütmeyen, şişmanlatmayan, hastalıklardan koruyan ve iyileştiren, güçlendiren besin öğeleri ile tüm insanlığı besleyecek yiyecekler bu şekilde olacaktır. Bu sayede fakirlik azalacak ve çok çalışan insanlar iyi beslenecek ve gelişecek.