Türk dünyasına şirket kavramı 18. Yüzyılda girmiş ve 19. Yüzyıldan itibaren gelişmeye başlamıştır. Kurulan ilk Türk şirketlerinden bazıları: Hacı Bekir Lokumları(1777), İskender(1860), Ziraat Bankası(1863), Vefa Bozacısı(1870), Kurukahveci Mehmet Efendi(1871) ve Komili(1878)’dir. Bu şirketlerden hangisi dünyaya nam salmıştır? Hiçbiri! Kaç tanesi tıpkı Coca Cola, Samsung ve Beretta gibi dünyada insan ihtiyacı için “vazgeçilmez” bir şirket olabilmiştir? Hiçbiri. Demek ki şirketleşmede köklü olmak ve çok
çalışmak bir anlam ifade etmiyor. Önemli olan evrensel düşünerek insanoğlunun ihtiyaçlarına cevap verebilmektir. Aynı zamanda çekinmeden dünyaya açılabilmektir. Bizim insanımız dışarının mallarını övmeye o kadar alışmış ki; artık kendi ürünlerini dışarıya pazarlamaya utanıyor. Bu utanç bilinçaltındadır. Bir Alman’a veya bir Rus’a ürün sattığımızda “ya beğenmezlerse” korkusu Türk şirketlerinin beynini kemiriyor. Tabiki Türk ürünlerinde bazı kalitesizlikler de yok değil. Ancak bu durum abartılmaktadır, sırf bu yüzden dünyaya açılmaktan çekinen pek çok şirket vardır. Neyse bu konuyu uzatmayacağız. Bu yazıda değinmek istediğimiz konu: Şirketokrasi.

Dünyada mutlak kapitalizmin egemen olduğu 20. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren, şirketler öylesine devleşti ki artık devletleri ve hükümetleri doğrudan veya dolaylı olarak kontrol etmeye başladılar. Bu dönemde dünya yeni bir kavram ile tanıştı: Şirketokrasi.

Şirketokrasi, bir vücutta toplanan gücü elinde tutan ve kendi çıkarlarına uygun kişileri destekleyerek egemenliği sağlayan yönetim anlayışıdır. Tehditlerle, rüşvetlerle hükümetle anlaşarak toplumları yönetirler. Şirketokrasinin en önemli işlevlerinden biri de sistemi sürdürmek ve devamlı gelişmesini sağlamaktır

Günümüzde Facebook, Google ve Apple gibi adeta tanrılaşmış şirketlerin ellerinde bulundurdukları veriler öylesine fazladır ki her ay bir bina dikmektedirler. Bu şirketlerde üst düzeyde görev alan yöneticiler bazı konuşmalarında açık açık “Sizi sizden daha iyi tanıyoruz” demektedirler.

Hayatımızın içine öylesine entegre olmuşlardır ki, konuşmalarınızdan ve mesajlarınızdan, hatta galerinizde yer alan fotoğraflarınızdan dahi yararlanarak sizlere reklamlar sunmaktadırlar. Bu noktaya kadar kısmen sıkıntı yok. Pek tabii herkes kendisi için uygun görülen ürünlerin reklamlarını görmek isteyebilir. Ancak ya bu verileriniz kullanılarak sizi
ve devletinizi kontrol ediyorlarsa? –Ki yapıyorlar. Gelecekte açık açık yapmaya başlayacaklar.- Bu son derece tehlikeli bir mevzudur. Şirketler(dolayısıyla şahıslar), devletlerden dahi güçlü konumda olacaklar. Hali hazırda gelişmemiş ülkelerde durum zaten budur. Ancak bu imparatorluk çok uzun sürmeyecek. O da komünizm ve monarşi gibi
yıkıma uğrayacak.

Bizim yönetimimiz egemen olduğunda, dünyadaki düşman devletlerin kritik noktalarındaki şirketlerin başında bizim adamlarımız olacak. Bir devletle problemimiz var ve bu problemi ekonomimiz etkilenmeden çözmek mi istiyoruz? Güzel. Arayın dünyaya egemen şirketlerinizden birini. Anlatın durumu. Bakın nasıl da işler yoluna giriyor. Türkler olarak
Yahudilerden ticari konuda öğreneceğimiz çok şey var. Ticarete ve ekonomiye sadece para olarak bakmayın. Bir silah olarak bakın. Dışarıdaki her bir Türk şirketi, Türkiye için bir silahtır. Gidin Amerika’nın önemli kanalizasyon bakım şirketinin sahibi olun. Fransa’nın en önemli elektrik şirketlerinden biri olun.

Unutmayın: Devletlerin sınırları vardır, şirketlerin değil.