Türk kadınlarının “hüzünlü prenses” olmayı bırakıp “bilge kadın” olmaya ihtiyaçları vardır. Okumak, düşünmek, fikirleriyle var olmak, Türk kadınlarının temel görevi olmalıdır. Türk kadını, feminizm adı altında erkeklere aşağılayıcı ve hakaret içeren ithamlarda bulunmaz. Çünkü o evreni ve doğayı tanıyordur. Türk kadını modernlik adı altında saçma sapan giysiler giymez. Günümüzdeki moda saçmalıklarındaki erkek gibi giyinmeyi katiyen kabul etmez. Gerçek bir kadın gibi giyinir. Ve kadın gibi giyinmenin her tarafını Fransızlar gibi açmak olmadığını bilir.

Türk kadını, pısırık ve köşeye sinmiş hemcinslerine baktıkça onların acınası hallerine güler. Girişimcidir. Ömrü boyunca bir şirkette sekreterlik yaptırılamaz altın kadına. Hedefleri ve planları vardır. Hemcinsleri gibi çocukluğundan itibaren ütopyasındaki zengin prensini beklemez.

En az kendini koruyacak kadar silah tutmasını kullanmasını bilir. Saçma sapan gerdek takıntılarından, cinsel tabularından arınmıştır. Ve her şeyden öte; 21. Yüzyılda yeni nesilleri kendisinin yetiştirdiğinin farkındadır. Bundan ötürü güçlü, bilgili, milliyetçi ve yavrusuna şefkatli olmak zorundadır.

Son olarak değinmek istediğimiz bir konu vardır. Hem erkeklerimizin hem kadınlarımızın genelinde 35-40 yaşından sonra ciddi kilo alımı göze batmaktadır. Hoş bir durum değildir. Evlenip aile işlerine karışınca kendinizi salmayın. Türk ırkını temsil ettiğinizi unutmayın! Sağlık problemi olmayan bir insanın spor yapmamak için bahanesi olamaz.