Teknokrasinin en büyük dayanağı eğitim sistemi, genetik manipülasyon ve limitli yapay zekadır. Bu üç ana etken ortaklaşa bir şekilde çalışıp sistemin yozlaşmasının önünü kesecek.

Böyle söylenince biraz bilim-kurgu gibi gelebilir ancak aslında günümüzde bile rahatça kullanılabilecek bir yapı.

Bunu kısaca şöyle açıklayayım. Çocuklar daha doğmadan önce anne ve babanın genleri incelenir. Genler ıslah edilir. Hamilelik başladığında da sürekli kontrol altında tutulur. Biz biliyoruz ki, insanın beynindeki frontal lob eğer gelişmemişse, o kişi kıskanç, kibirli, narsist, doyumsuz, anlayışsız, empati yoksunu olacaktır. Bu kötü özellikler genetik ıslah çalışmaları ile ortadan kaldırılacak. Çocuklar doğduktan sonra, belli bir yaşa kadar geniş spektrumlu eğitim verilecek, bu arada çocuklar gözlenecek ve karakterlerinin yavaş yavaş oturmaları sağlanacak. Bu aşamada çocukların beyni incelenecek ve 9 farklı zeka çeşidine göre test edilecek. (Mantıksal-Matematiksel, Uzamsal, Sözel, Müziksel, Varoluşsal, Kinestetik, İçsel, Doğasal ve Sosyal zeka)

Bu testler sonucu çocuklar yeteneklerine göre farklı alanlarda eğitim alacaklar. Bu eğitim sonucunda çocukların ulaştığı başarı seviyesi, hem o alandaki uzmanlar tarafından denetlenecek, hem de bu uzmanların kararları, günümüzdeki uluslararası bilimsel başarı kaidelerine göre, limitli yapay zeka tarafından kontrol edilecek.

Kendi alanlarındaki en başarılı öğrenciler, usta-çırak ilişkisi ile tecrübe kazanmaları için yetki devri yaklaşan uzmanların yanlarına rastgele olarak dağıtılacak. Örneğin tarım bakanlığında görevli botanikçi bir teknokrat, en fazla 2 kere 5er yıl görev yapabiliyorsa, son 2 yılında bu genci yanına alacak ve pratik bilgiler verecek.

Sistem böylece her 5 yılda bir kısmen, her 10 yılda bir tamamen yenilenecek. Yani bürokrasi içindeki bir teknokrat, koltuğu 40 yıl işgal edemeyecek. Yerine sürekli genç, taze, post-modern zekalar gelecek. Bu yeni gelen gençler, hızlı bilimsel gelişme sebebiyle, öncekilerden daha bilgili ve daha üst düzey uzmanlar olacaklar.

Bir bakanlıktaki en üst düzey teknokratlar, o bakanlığın yönetim konseyini oluşturacak. Yönetim konseyinde kararlar oy çoğunluğu ile alınacak. Oy birliğine varmak kesinlikle yasak. Birisi mutlaka gerekçeleri ile beraber aksi fikir belirtmek zorunda. Çünkü insanlar ne kadar uzman olurlarsa olsunlar yanılabilirler. Aksi fikir mutlaka masada olmalı ve tedbir alınmalıdır.

Örneğin 30 farklı bakanlık varsa, bu bakanlıklardaki konsey liderleri (konsey üyeleri tarafından kendi içlerinden seçilen liderler) üst bir meclis oluşturacaklar. Bu üst teknokratik meclis, sistemin genel işleyişini yönetecek ve koordinasyonunu sağlayacak. Bu üst meclisin lideri ise devletin başkanı olacak.

Bunlara ek olarak, her bir kurumun kendine has denetleyicisi olacak, bu denetleyicilerin kararları, limitli yapay zekanın genel kriterlerine göre değerlendirilecektir. Ayrıca kurumların içindeki bireyler de, çocukluklarından itibaren bu titizlikle yetiştirilip, her kararı kendi içlerinde denetlemeleri sağlanacaktır.

Elbetteki yine aklınızda soru işaretleri vardır. Her açıklama yeni sorular doğuracaktır. Ancak anlayışınıza sığınarak belirtmek istiyorum ki, bu düzenin yapısı, demokratik bir düzenin yapısı kadar detaylıdır. Demokratik bir anayasa ve yasalar nasıl ki burada 1-2 sayfalık yazılarla özetlenemez ise, bu sistem de tüm cevapları karşılayacak şekilde burada özetlenemez. Tüm sorular ancak teknokrasinin eksiksiz olarak yazılacağı kitabımızla cevaplanacaktır.

İnsanüstü Türk Paylaşımlarından alınmışdır.