Elektromanyetik atış, (İngilizce: Electromagnetic pulse), manyetik bir patlamadan sonra oluşan ve elektronik araçlara zarar veren dalgalar.

İlk olarak 1991 yılında ABD’de elektronik bombalar (e-bombs) olarak Körfez Savaşı’nda kullanılmıştır. ABD’nin 2003’teki Irak Savaşı’nda da kullanıldığı iddia edilmektedir.

EMP adıyla bilinen bu yeni nesil silah veya bomba. Atıldığı yerdeki elektronik aletleri bozar veya çalışmaz duruma getirir. Lambaları bile söndürür. Amerikan ordusunda vardır. Savaşta kullanılması çok tehlikelidir ve hayati derecede öneme sahip aletleri bozabilir. Bunun için önemli araçları faraday kafesi gibi elektromanyetizmadan etkilenmeyecek bir koruma içinde saklamak çözüm olabilir.

Bir EMP (Electromagnetic Pulse) geniş bantlı, yüksek yoğunluklu elektromanyetik radyasyonun ani patlamasıdır. Yıkıcı ve elektromanyetik bozucu etkileri vardır. Birfizyon veya füzyon bombası (nükleer bomba) nedeniyle oluşan yüksek enerjili Gama ışını, radyal olarak patlama merkezinden dışa doğru yayılır. Patlama yüksek irtifada oluşmuş ise ışınlar atmosfer ile reaksiyona girerek atmosferik gazlarda elektron hareketlenmesini (Compton elektronları) ve böylece pozitif ve negatif yüklerin oluşmasını sağlar. Bu ayrışma ile oluşan yükler, dünyanın manyetik alanının etkisi ile hızla hareketlenir ve yeryüzüne doğru EMP’ yi oluşturur. Bu darbe, frekans değerindeki bütün korumasız, ekransız devrelere sızarak yanlış çalışma veya bozulmaya sebebiyet verir.

EMP’ nin frekans aralığı, kaynağına bağlıdır. Yüksek irtifada patlatılan bir nükleer silah bağıl olarak uzun süreli EMP oluşturduğundan dolayı düşük frekans bileşenlerine (100 MHz altı) sahiptir. Konvensiyonel EMP cihazları, HPMW teknolojisi ile sürülen patlamalar oluşturdukları için 100 MHz – 100 GHz aralığında frekansa sahip olabilirler. İrtifasına ve gücüne bağlı olarak bir EMP 50 kV/m düzeylerinde elektrik alanlar oluşturabilir.

Birçok önemli buluş gibi, yüksek irtifalı bir nükleer patlamanın oluşturduğu yoğun EMP de tesadüf eseri keşfedilmiştir. 1960’ lı yıllarda Pasifik Okyanusu üzerinde gerçekleştirilen ve nükleer patlamanın etkilerinin incelendiği “Operation Fishbowl” kod adına sahip bir dizi deney, EMP ile ilgili birçok veri elde edilmesini sağlamıştır.

1962 yılında A.B.D. tarafından Johnston Adasının üzerinde gerçekleştirilen ve “Starfish Prime” kod adlı nükleer patlama deneyi, EMP’ nin etkileri konusunda korkutucu bilgiler vermiştir. Yaklaşık 400 km yüksekte patlatılan 1.4 megaton TNT eşdeğeri bomba, patlama noktasından 1400 km uzaktaki Hawai Adasında sokak lambalarının ve sigortaların patlamasına, telefon santrallerinin bozulmasına ve çalışır durumdaki arabaların motorlarının durmasına neden olmuştur.

Elektromanyetik silahların hedefte yanlış çalışmaya neden olma etkisi, bir dijital cihazın dahili veya harici işaret hatlarında darbeler endüklemesi ve bu endüklenen darbelerin dijital işareti bozması şeklinde gerçekleşebilir. İyi tasarlanmış sistemlerde (mesela telefon hatları) bozucu işaretler iletim hatlarında (harici) yok edilebilir ancak sistemin içine girmiş bir hattaki işaret, veri kaybına yol açacaktır. Bunun sonucunda yanlış veri gönderme veya sistemin kilitlenmesi gibi sonuçlar doğar. Yeterli büyüklüğe ulaşmış bir elektromanyetik alan ise öncelikli olarak cihazın yarıiletkenlerini hedef alır ve cihazın çiplerinin, entegre devrelerinin yanmasına sebep olarak cihazın kullanılmaz hale gelmesini sağlar. Bu hasar genelde cihaz açıkken gerçekleşir. Daha yüksek güçlü elektromanyetik alanlar ise ısıl etkilerde bulunarak cihaz kapalıyken dahi devre elemanlarının yanmasına sebep olabilir.

EMP’ de karşılaşılan en büyük güçlük, oluşan alanın gelişigüzel bir doğası olmasıdır. Darbe her yönde ilerleyerek yeryüzünün birçok bölgesini etki altına alabilir ki bu amaçlananın dışında sonuçlar doğurabilir. Diğer bir problem ise yüksek irtifalı bir nükleer EMP’ nin oluşturduğu yüklü parçacıkların dünyanın Van-Allen ışıma kuşaklarına etkisidir. Bu durum ışıma kuşağından geçmekte olan uydulara zarar vereceği gibi, yüklü parçalar ışıma kemerinde uzunca bir süre kalacağı için hangi uyduların bundan etkileneceğinin kesin tespiti zor olacaktır.

EMP’ nin bir sistem veya cihazda ne gibi zararlar doğuracağının tespiti için EMP simülatörleri kullanılır. EMP simülatörleri genel olarak bir darbe gerilimi üreteci, üreteci kuplaj sistemine bağlayan ünite ile kuplajı sağlayan anten sisteminden meydana gelir. Üreteç tarafından üretilen yüksek darbe gerilimi, anten tarafından elektromanyetik alan olarak test altındaki cihaza uygulanır. Üreteç, yaygın olarak Marx devresi şeklindedir. Marx üreteci, paralel olarak doldurulan kapasitif sistemlerin hızlı bir anahtarlama ile seri olarak boşaltılması prensibine dayanır. EMP üretmek için kullanılan darbe gerilimi, nanosaniyeler mertebesinde tepe değerine çıkıp, biraz daha uzun bir sürede düşen hızlı darbelerdir. Yıldırım gibi doğal bir olayın oluşturduğu EMP ise mikrosaniyeler mertebesinde yükselme ve düşme sürelerine sahiptir.

Nükleer EMP çok yönlü, geniş bantlı, geniş alanları etkileyebilen bir radyasyondur. Konvensiyonel EMP ise yönlü olması ve daha küçük etki alanı ile merkezi bir mikro dalga frekansında etki etmesi ile ayırt edilir. Etkinin ışık hızında geliyor olması anlık önlemlerin anlamsız olmasına neden olmaktadır. EMP için alınacak önlemler, geniş bir frekans aralığını kapsayacak şekilde düzgün ekranlama, doğru topraklama ve iletkenlerin filtrelenmesini içermelidir.

ABD Hava Kuvvetleri ile Boeing işbirliğinde gerçekleştirilen çalışmaların ‘meyvesi’ ortaya çıktı. CHAMP (counter-electronics high-powered microwave advanced missile project) ismini taşıyan proje dahilinde geliştirilen silah elektromanyetik bir bomba ya da daha mütevazı ifadeyle misil.

Belirlenen bölgeye havadan nokta atışı ile yollanan misil, atıldığı bölgedeki tüm elektronik aygıtları felce uğratarak düşmanın veri merkezlerini, sunucuları vb. gibi sanal can damarlarını etkisiz hale getiriyor. Üstelik sadece yüksek değerde mikrodalga enerji ihtiva ettiği için tüm bunları tek bir can kaybı dahi yaşatmadan gerçekleştiren silah aynı şekilde herhangi bir fiziksel zarara da yol açmıyor. Geliştirilmesine geçtiğimiz yıllarda başlanan ve ilk testi Utah’taki bir askeri binada gerçekleştirilen silahın, deneme esnasında oldukça geniş ölçekli bu binadaki tüm elektronik tesisatı kapatması neticesinde çalışmaların hızlandırıldığı projenin 2016 yılı itibarı ile aktif olarak kullanılmaya başlanması hedefleniyor. Hava Kuvvetlerinin nihai amacı ise uzun menzilli füzelerini bu misillerle güçlendirmek ve belirlenen bölgelere saldırı öncesi düşmanın veri merkezlerini imha ederek kendilerine yönelik yapılacak saldırıları daha başlamadan bitirmek.

İnsanüstü Türk Paylaşımlarından alınmışdır.