Web 3.0, içerik kontrolünün insan elinden çıkarak yazılımların kontrolüne geçtiği dünyadır diyebiliriz. Öyle ki birbiri ile konuşan veritabanları sayesinde, bizim neyi sevip neyi sevmediğimizi anlayan ve buna göre içerik üreten bir web dünyasıdır. Bu dünyanın içinde internet olan tüm cihazları da kapsayacağını düşünürsek, Web 3.0′ı bizi anlayan robotik teknolojilerin bütünü olarak düşünebiliriz.

Web içeriklerinin sadece doğal dillerde değil, aynı zamanda ilgili yazılımlar tarafından anlaşılabilir, yorumlanabilir ve kullanılabilir bir biçimde ifade edilebileceği, böylece bu yazılımların veriyi kolayca bulmasını, paylaşmasını ve bilgiyi birleştirmesini sağlamayı amaçlayan, gelişen bir internet sistemidir.

Web 3.0 bir insana ihtiyaç duymadan kendi kendini kodlayabilir ve geliştirebilir.

Tüm bu yeniliklerin temelinde, semantik web kavramı yatmaktadır. Semantik en yalın hali ile bir kelimenin içeridiği anlam demektir. Web 3.0′la beraber artık bir dökümanın sadece içerdiği kelimeler değil, aynı zamanda içerdiği “anlam” da anlaşılabilecek. Bu sayede arama motorları daha akıllı olacak, bizim aslında ne aramak istediğimizi, web sayfasının da aslında ne anlatmak istediğini anlam olarak da anlayabilecek. Şemantik web, bir dökümanın anlamını anlayabilmek için bir dizi teknoloji kullanır. RDF/XML, N-Triples, N3 ve Turtle gibi teknolojiler bu mimarinin temellerini oluşturmaktadır.

Türkiye’de ilk örneği Turist Ömer Uzay Yolunda isimli filimde görülen dönemdir. İnsanlaşmış makineler, sizin yerinize her şeyi düşünen sanal asistanlar vardır bu dönemde. Iphone Siri, Windows Cortana gibileri bunların ilkel versiyonlarıdır.

Web 3.0 ın Gelişimi :

Web 1.0 kullanıcı ile yayıncının tek taraflı bir iletişim içinde olduğu bir dönemdi. İçerik kullanıcı yorumları ile zenginleşmez, olsa dahi içeriği zenginleştirecekek boyutta olmazdı.

Web 2.0 dönemi ki halen içinde bulunduğumuz, katılımcı ve paylaşımcı içerik dönemidir. Web 2.0 da içerik yayıncı veya katılımcılar tarafından üretilebilir. Kullanıcı yorumları ve tecrübeleri ile zenginleşir. Sürekli bir etkileşim ve canlılık söz konusudur. Daha gerçektir ve somut tecrübelere dayanır. Hayatımıza yoğun bir biçimde giren Facebook, Frienfeed, Twitter ve benzeri sosyal paylaşım siteleri buna iyi birer örnektir. Burada içeriği üreten de, tüketen de bizzat o sitenin ziyaretçi kullanıcılardır, yani biz.

Web 3.0 dönemi ise içeriğin de bizzat yazılımlar tarafından kullanıcıya özel üretildiği, içeriklerin anlam olarak da irdelendiği ve buna göre değerlendirildiği bir dönem olacak.

2020’li yıllar ise Web 3.0 ın tam olarak hayatımıza girdiği yıllar olmasını bekliyoruz. 2010’lu yıllarda henüz çok az web 3.0 uygulamasının olmasına bakarak, uzunca bir süre Web 2.0 dönemini yaşarız gibi geliyor.

Tim-Berners-Lee Semantic Web’in vizyonunu aşağıdaki gibi ifade etmiştir:

“Web için bir hayalim var, öyle ki bilgisayarlar web üzerindeki bütün veriyi, içerikler, linkler ve insanlarla bilgisayarlar arasındaki bütün işlemler gibi, analiz etmeye muktedir olacaklar. Henüz ortaya çıkmamış olsa da, ortaya çıktığı zaman anlamsal ağ ticaretin günlük mekanizmaları, bürokrasi ve günlük yaşamlarımız birbiri ile konuşan makinalar tarafından yürütülecek. İnsanlığın asırlardır konuşup durduğu “akıllı ajanlar” nihayet gerçekleşecek.”

Yani kısacası gelecekte kullanacağımız hologramlı, süper yapay zekalı, süper işlem güçlü kuantum bilgisayarlarının bulut tabanlı işletim sistemi arayüzü tam olarak böyle olacak. Bütün bilim kurgu filmleri gerçek olacak…

Web 4.0 ise 2035’li yıllarda geleceğini öngörebiliriz. 4. Web ise başka bir gönderinin konusu olacaktır.

İnsanüstü Türk Paylaşımlarından alınmışdır.